Kategori:

Halifelik ya da hilafet, tüm Müslümanların siyasi lideri olarak kabul edilen, seçilen bir halifenin başkanlık ettiği geleneksel İslami hükümet şeklidir. Ayrıca, halkın iradesini temsil eden ve halifeyi seçebilecek ve/veya tavsiyelerde bulunabilecek parlamentoya benzer bir organ olan bir şura da içerir. Hz. Muhammed (s.a.v.)’den sonra, Müslümanların imamlığını ve şeriatın koruyuculuğunu yapacak kişi olan halifenin, ayrıca İslam mülkünü korumak, vergi işlemlerini yerine getirmek, memur maaşlarını ödemek gibi görevleri yerine getirmesi de beklenmiştir. 

Kelime anlamı, “bir kimseden sonra onun yerine geçmek” anlamına gelen hilafet, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in ölümünden sonra başlamış ve ilk dört halife onun takipçisi olmuştur. Kurum, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in otoritesinin mirasını taşımayı hedeflemiştir. Onun ölümünden sonra ilk olarak  Hz. Ebubekir seçimle bu göreve getirilmiş, daha sonra sırasıyla Hz. ÖmerHz. Osman ve Hz. Peygamberin amcaoğlu ve damadı Hz. Ali, halife olmuştur. Bu döneme, “Dört Halife Dönemi” denmektedir. Dört Halife Dönemi’nden sonra da halifelik devam etmiştir. Her ne kadar ideal olarak halifelik, bütün Müslümanları kendi yönetimi altında birleştiren tek bir varlık olsa da, tarihte eşzamanlı ve birbirleriyle rekabet eden halifelere rastlanmıştır. Örneğin; Hz Ali, Hariciler’den İbn-i Mülcem tarafından 661 yılında öldürülünce yerine oğlu Hz. Hasan, o da ölünce Hüseyin Halife seçilip Irak ve dolaylarında tanınırken, Emevi ailesinden Muaviye de Şam’da Halifeliğini ilan etmiştir. 

Halifelerin çoğunluğu Orta Doğu’da merkezlenmiş ve dünyadaki Müslümanlar üzerinde otoriteye sahip olmuştur. Ancak 10. ve 11. yüzyıllar boyunca İber Yarımadası’na hükmeden Emevi Halifeliği, bölgeyi 8. yüzyıl boyunca, İslam İmparatorluğu’nun bir parçası haline getirmiştir. Kurtuba Ulu Camii başta olmak üzere İspanya’nın en ünlü ve güzel binalarının çoğu, Müslümanlar tarafından inşa edilmiştir. 

Genel kanı olarak Yavuz Sultan Selim’in Mısır’ı fethetmesi ile Halifeliğin Osmanlı İmparatorluğu’na geçtiği belirtilmektedir. Böylelikle Arap olmayan birinin İslam alemine başkanlık yapamayacağına dair kural, Halifeliğin Osmanlı’ya geçmesiyle geçerliliğini yitirmiştir. Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde başlangıçta sembolik olan Halifelik kurumu, ulusçuluk akımıyla bağımsızlığını ilan eden milletlerin, İslam unsuru ile bir arada tutulması için ön plana çıkarılmaya başlanmıştır. Nihayetinde 1924’te Türkiye Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk halifeliği kaldırmıştır. 

Orta Doğu’daki hilafet, 20. yüzyılda dünyada önemli bir siyasi güç olmasına rağmen, onu eski haline getirmek için hiçbir başarılı girişimde bulunulmamıştır. Güncel haberlerde ise kapitalist devletlerin kuklası olarak ortaya çıkmış birçok radikal grubun Hilafeti yeniden canlandırma isteğini veya niyetini dile getirildiği görülmektedir. 

Benzer Yazılar

Teoloji Nedir?